Rahim Sarkması (Uterus Prolapsusu)

Rahim Sarkması (Uterus Prolapsusu) Nedir?

Rahim sarkması, tıbbi adıyla uterus prolapsusu, rahmi normal yerinde tutan pelvik taban kasları, bağ dokuları ve destek yapıların zayıflaması sonucunda rahmin vajina içine doğru aşağı yer değiştirmesidir.

Rahim Sarkması (Uterus Prolapsusu)

Hafif olgularda hasta yalnızca vajinada dolgunluk veya basınç hissedebilir. Daha ileri durumlarda rahim ağzı vajina girişine kadar inebilir, hatta vajina dışına doğru çıkabilir. Bu durum çoğu zaman hayati tehlike oluşturmaz ancak günlük yaşamı, cinsel hayatı, idrar ve bağırsak fonksiyonlarını, hareket konforunu ve psikolojik iyilik halini ciddi şekilde etkileyebilir.

Rahim sarkması aslında daha geniş bir kavram olan pelvik organ prolapsusu içinde değerlendirilir. Pelvik organ prolapsusunda yalnızca rahim değil; mesane, rektum, vajina duvarları veya rahim alındıktan sonra vajina tepe kısmı da sarkabilir.

NICE (National Institute for Health and Care Excellence) (Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmeliyet Enstitüsü) pelvik taban disfonksiyonu içinde idrar kaçırma, dışkı kaçırma, mesane/bağırsak boşaltım sorunları, pelvik organ prolapsusu, cinsel işlev bozukluğu ve kronik pelvik ağrı gibi durumların birlikte değerlendirilebileceğini belirtmektedir.

Ankara’da rahim sarkması tedavisi araştıran hastalar için en önemli mesajımız şudur: “Her rahim sarkması ameliyat gerektirmez”. Tedavi kararı sarkmanın derecesine değil, hastanın şikâyetine, yaşam beklentisine, cinsel hayatına, yaşına, eşlik eden idrar/bağırsak sorunlarına ve kişisel tercihlerine göre verilmelidir.

Rahim sarkması nasıl oluşur?

Rahim, pelvis içinde bağlar, fasya dediğimiz destek dokular ve pelvik taban kasları tarafından taşınır. Bu destek sistemi bir askı ve taban mekanizması gibi düşünülebilir. Gebelik, doğum, yaşlanma, menopoz, kronik ıkınma, kabızlık, ağır kaldırma, obezite veya bağ dokusu yatkınlığı gibi nedenlerle bu sistem zayıfladığında rahim aşağı doğru inmeye başlar. İlk dönemlerde bu iniş yalnızca muayenede fark edilebilirken, zamanla hasta tarafından hissedilen bir basınç, dolgunluk veya vajinadan dışarı doğru gelen doku hissi oluşabilir.

Rahim sarkması tek başına görülebilir ancak çoğu zaman mesane sarkması yani sistosel veya bağırsak tarafındaki sarkmalarla birlikte olur. Bu nedenle hasta yalnızca “rahmim sarktı” diye düşünse bile muayenede ön vajina duvarı, arka vajina duvarı, rahim ağzı, vajina tepesi, idrar kaçırma ve bağırsak boşaltım sorunları birlikte değerlendirilmelidir. ACOG, pelvik organ prolapsusunun vajinada bombeleşme ve basınç hissi yanında idrar, dışkılama ve cinsel fonksiyon sorunlarına yol açabileceğini belirtmektedir.

Burada önemli bir ayrım vardır. Muayenede hafif sarkma saptanması her zaman hastalık anlamına gelmez. Birçok doğum yapmış kadında hafif düzeyde pelvik destek değişikliği görülebilir. Tedavi gerekliliğini belirleyen şey yalnızca muayene bulgusu değil, hastanın yaşadığı şikâyetler ve bu şikâyetlerin yaşam kalitesini ne kadar etkilediğidir.

Rahim sarkması kimlerde daha sık görülür?

Rahim sarkması için en önemli risk faktörlerinden biri doğum öyküsüdür.

  • Özellikle vajinal doğumlar,
  • Zor doğumlar,
  • İri bebek doğumu,
  • Uzun süren ikinci evre,
  • Vakum/forseps gibi müdahaleli doğumlar ve
  • Çok sayıda doğum

Pelvik taban desteğini zayıflatabilir.

Bununla birlikte hiç doğum yapmamış kadınlarda da bağ dokusu yatkınlığı, kronik karın içi basınç artışı veya yaşlanmaya bağlı destek kaybı nedeniyle prolapsus görülebilir.

  • Yaş ilerledikçe pelvik taban dokularında elastikiyet azalır. Menopoz sonrası östrojen düzeylerinin düşmesi vajinal dokularda incelme, kuruluk ve destek dokularda zayıflama hissini artırabilir.
  • Fazla kilo,
  • Kronik kabızlık,
  • Uzun süreli öksürük,
  • Sigara kullanımı,
  • Ağır fiziksel iş,
  • Sürekli ağır kaldırma,
  • Diyabet ve
  • Hareketsizlik

de pelvik taban disfonksiyonu riskini artıran faktörler arasındadır.

NICE (National Institute for Health and Care Excellence) (Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmeliyet Enstitüsü),pelvik taban disfonksiyonu için değiştirilebilir risk faktörleri arasında BMI’nin 25’in üzerinde olmasını, sigarayı, egzersiz eksikliğini, kabızlığı ve diyabeti ayrıca değiştirilemeyen faktörler arasında ise yaşın ilerlemesini ve aile öyküsünü saymaktadır.

Bu risk faktörleri hastayı suçlamak için değil, tedavi planını kişiselleştirmek için önemlidir. Örneğin kabızlığı olan bir hastada yalnızca rahim sarkmasını düzeltmek yeterli değildir; kabızlık devam ederse ameliyat sonrası da pelvik tabana yük binmeye devam eder. Benzer şekilde kronik öksürük, obezite veya ağır kaldırma alışkanlığı kontrol altına alınmadan yapılan tedavilerde nüks riski artabilir.

Rahim sarkmasının belirtileri nelerdir?

Rahim sarkmasının en tipik belirtisi vajinada dolgunluk, basınç veya aşağı doğru çekilme hissidir. Hastalar bunu “vajinamda bir şey var gibi”, “otururken top gibi bir şey hissediyorum”, “tuvalette elime doku geliyor”, “gün sonunda daha çok aşağı iniyor” veya “ayakta kalınca artıyor, yatınca azalıyor” şeklinde tarif edebilir. Sarkma hafifse şikâyetler gün içinde yorgunlukla artabilir; ileri olgularda doku sürekli dışarıda kalabilir.

İdrar şikâyetleri de sık görülür. Mesane sarkması eşlik ediyorsa sık idrara çıkma, ani sıkışma, idrar kaçırma, idrarı tam boşaltamama, işeme sonrası tekrar idrar varmış hissi veya tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları görülebilir. Bazı kadınlarda sarkma idrar kanalını kıvırarak gizli idrar kaçırmayı maskeleyebilir ve ameliyat sonrasında bu durum ortaya çıkabilir. NICE (National Institute for Health and Care Excellence),pelvik organ prolapsusu olan kadınlarda rahatsız edici idrar belirtileri varsa ve cerrahi seçenek gündeme geliyorsa bu belirtilerin ayrıca değerlendirilmesini önermektedir.

Bağırsakla ilgili şikâyetler de olabilir. Hasta dışkılama sırasında zorlanma, tam boşaltamama, vajina arka duvarında şişlik, parmakla destek verme ihtiyacı veya kabızlık tarif edebilir. Cinsel ilişkide rahatsızlık, vajinal genişlik hissi, ağrı, özgüven kaybı ve ilişkiden kaçınma görülebilir. İleri sarkmalarda dışarı çıkan dokunun iç çamaşırına sürtünmesine bağlı yara, kanama, akıntı veya kötü koku oluşabilir.

Rahim sarkması ağrı yapar mı?

Rahim sarkması klasik olarak keskin, sürekli ve şiddetli bir ağrı hastalığı değildir. Daha çok basınç, dolgunluk, ağırlık ve aşağı çekilme hissi yapar. Ancak ileri sarkma, eşlik eden kas spazmı, idrar retansiyonu, vajinal yara, sürtünme, kronik kabızlık veya başka jinekolojik hastalıklar varsa ağrı ön planda olabilir. Bu nedenle “rahim sarkmam var ve çok ağrım var” diyen bir hastada yalnızca prolapsusa odaklanmak yeterli değildir; idrar yolu, bağırsak, vulvar-vajinal cilt, rahim ve yumurtalıklarla ilgili diğer nedenler de değerlendirilmelidir.

Özellikle ani başlayan şiddetli kasık ağrısı, ateş, kötü kokulu akıntı, yoğun kanama, idrar yapamama veya yeni gelişen ciddi bel-böğür ağrısı varsa bu durum basit sarkma şikâyeti gibi görülmemelidir. Bu belirtiler ek bir soruna işaret edebilir ve gecikmeden hekim değerlendirmesi gerekir.

Rahim sarkması evreleri

Rahim sarkması genellikle muayene ile değerlendirilir. Hekim, hasta dinlenirken ve ıkınırken vajina duvarlarını, rahim ağzının konumunu, mesane ve bağırsak tarafındaki sarkmayı inceler. Günümüzde standart değerlendirme için POP-Q adı verilen sistem kullanılabilir. Bu sistemde vajina ve rahim ağzının belirli noktaları ölçülerek prolapsusun derecesi tanımlanır.

Hasta açısından daha anlaşılır söylemek gerekirse rahim sarkması hafif, orta ve ileri dereceli olabilir. Hafif olgularda rahim aşağı inmiştir ama vajina girişine ulaşmaz. Orta olgularda rahim ağzı vajina girişine yaklaşır veya ıkınmakla görünür hale gelir. İleri olgularda rahim ağzı veya rahmin bir kısmı vajina dışına çıkar. En ileri durumda rahim tamamen dışarı doğru dönmüş gibi görünebilir.

Ancak evre her zaman şikâyet şiddetiyle birebir uyumlu değildir. Bazı kadınlarda muayenede belirgin sarkma olmasına rağmen şikâyet azdır. Bazılarında ise daha hafif sarkma bile cinsel yaşamı, spor yapmayı veya günlük hareketleri ciddi etkileyebilir. Bu nedenle tedavi planı “evre 2 ise şu, evre 3 ise bu” gibi mekanik bir yaklaşımla değil, hastanın şikâyeti ve beklentisi üzerinden yapılmalıdır.

Rahim Sarkması (Uterus Prolapsusu) Tanısı

Rahim sarkması tanısı çoğu zaman ayrıntılı öykü ve jinekolojik muayene ile konur. Muayene sırasında hastadan ıkınması istenebilir. Böylece sarkmanın gerçek derecesi daha iyi görülür. Bazı durumlarda ayakta muayene de gerekebilir. Çünkü bazı hastalarda sarkma yatarken daha az belirginleşir. Muayenede vajinal dokuların durumu, menopozal kuruluk, yara, akıntı, rahim ağzı, mesane ve rektum tarafındaki destek kusurları birlikte incelenir.

Görüntüleme hastalarda çoğunlukla gerekli değildir. NICE (National Institute for Health and Care Excellence) (Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmeliyet Enstitüsü),fizik muayene ile prolapsus saptanmışsa yalnızca prolapsusu belgelemek için rutin görüntüleme yapılmamasını önermektedir. Bununla birlikte muayene bulgularıyla açıklanamayan belirtiler, belirgin ağrı, idrar boşaltım sorunu, ciddi bağırsak şikâyetleri veya cerrahi planlamada özel durumlar varsa ek incelemeler gerekebilir.

İdrar kaçırma şikâyeti olan hastalarda idrar tahlili, postvoid rezidü ölçümü, öksürük testi veya ürodinamik değerlendirme seçilmiş durumlarda gündeme gelebilir. Ama her rahim sarkması hastasına otomatik olarak ileri test yapılması gerekmez. Ankara’da rahim sarkması muayenesi için başvuran hastalarda en doğru yaklaşım, önce şikâyetleri ve muayene bulgusunu netleştirmek, sonra gerekirse ek testlere yönelmektir.

Rahim sarkması tedavisinde amaç nedir?

Tedavinin amacı rahmi “anatomik olarak düzeltmek”ten ibaret değildir. Asıl hedef hastanın basınç hissini azaltmak, idrar ve bağırsak fonksiyonlarını iyileştirmek, cinsel yaşamı korumak, günlük hareket konforunu artırmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Bu nedenle hiçbir şikâyeti olmayan hafif prolapsus hastasında yalnızca muayene bulgusuna dayanarak ameliyat önerilmesi doğru olmayabilir.

NICE (National Institute for Health and Care Excellence),pelvik organ prolapsusu olan kadınlarla tedavi seçenekleri konuşulurken tedavisiz izlem, ameliyatsız tedaviler ve cerrahi seçeneklerin birlikte ele alınmasını; kadının tercihleri, prolapsusun yeri, yaşam tarzı, ek hastalıkları, yaşı, çocuk isteği, önceki cerrahileri ve her işlemin yarar – risk dengesinin dikkate alınmasını önermektedir. Bu yaklaşım hasta açısından çok değerlidir; çünkü rahim sarkması tedavisi tek tip değildir.

Rahim Sarkması (Uterus Prolapsusu) Ameliyatsız tedavi seçenekleri

Hafif ve orta dereceli rahim sarkmasında, özellikle şikâyetler sınırlıysa, ilk yaklaşım çoğu zaman yaşam tarzı düzenlemeleri ve pelvik taban egzersizleridir. Kilo fazlası varsa kilo kontrolü, kabızlığın düzeltilmesi, ağır kaldırmaktan kaçınma, kronik öksürüğün tedavisi ve tuvalette uzun süre ıkınmama temel önlemlerdir. NICE, pelvik organ prolapsusu olan kadınlara BMI 30’un üzerindeyse kilo verme, ağır kaldırmayı azaltma ve kabızlığı önleme veya tedavi etme konusunda yaşam tarzı danışmanlığı verilmesini önermektedir.

Pelvik taban kas egzersizleri, doğru yapıldığında özellikle hafif – orta dereceli sarkmada destekleyici olabilir. Ancak burada önemli olan egzersizin “rastgele Kegel yapmak” şeklinde değil, doğru kası doğru şekilde çalıştırarak yapılmasıdır. Belki fizyoterapist eşliğinde çalışmalar yapılabilir. Bazı kadınlar karın, kalça veya bacak kaslarını sıkar; bu da beklenen faydayı sağlamaz. NICE, semptomatik POP-Q evre 1 veya evre 2 pelvik organ prolapsusu olan kadınlarda ilk seçenek olarak en az 16 haftalık denetimli pelvik taban kas egzersizi programının düşünülebileceğini belirtmektedir.

Menopoz sonrası vajinal kuruluk, yanma, ilişki ağrısı veya pesser kullanımına bağlı tahriş varsa lokal vajinal östrojen tedavisi yardımcı olabilir. Lokal östrojen rahim sarkmasını tek başına düzeltmez ancak vajinal dokunun kalitesini artırarak pesser toleransını ve vajinal konforu iyileştirebilir. NICE (National Institute for Health and Care Excellence) (Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmeliyet Enstitüsü),pelvik organ prolapsusu olan ve menopozla ilişkili genitoüriner belirtileri bulunan kadınlarda vajinal östrojenin düşünülebileceğini belirtmektedir.

Pesser tedavisi nedir?

Pesser, vajina içine yerleştirilen ve sarkan organlara mekanik destek sağlayan medikal bir aparattır. Genellikle silikon yapıdadır ve farklı şekil-boyutlarda olabilir. En sık halka pesser kullanılır. Daha ileri sarkmalarda Gellhorn gibi farklı tipler gerekebilir. Pesser rahim sarkmasını kalıcı olarak “iyileştirmez” ancak kullanıldığı sürece rahmi ve vajina duvarlarını destekleyerek basınç, dolgunluk ve dışarı çıkma hissini azaltabilir.

Pesser özellikle ameliyat istemeyen, ameliyat için uygun olmayan, cerrahiyi ertelemek isteyen, yaşı ileri olan, ek hastalıkları bulunan veya çocuk isteği devam eden kadınlarda önemli bir seçenektir. ACOG, pesserin vajinaya yerleştirilen ve pelvik organlara destek sağlayan bir cihaz olduğunu, birçok kadında semptomlarda hızlı rahatlama sağlayabildiğini ve kısa ya da uzun dönem kullanılabileceğini belirtmektedir. NICE da semptomatik pelvik organ prolapsusu olan kadınlarda pesserin tek başına veya denetimli pelvik taban egzersizi ile birlikte düşünülebileceğini bildirmektedir.

Pesser takılmadan önce hastaya birden fazla deneme gerekebileceği anlatılmalıdır. Doğru pesser hastaya rahatsızlık vermemeli, yürürken düşmemeli, idrar yapmayı engellememeli ve mümkünse hastanın yaşam tarzına uyum sağlamalıdır. Pesser kullanan hastalarda akıntı, koku, kanama, tahriş, düşme, çıkarma güçlüğü veya vajinal yara gelişebilir. Bu nedenle düzenli kontrol önemlidir. NICE (National Institute for Health and Care Excellence) (Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmeliyet Enstitüsü),pesser tedavisi öncesinde olası komplikasyonların anlatılmasını ve pesserin ciddi komplikasyonları önlemek için en az 6 ayda bir çıkarılması gerektiğinin açıklanmasını önermektedir.

Rahim sarkmasında ameliyat ne zaman gerekir?

Ameliyat genellikle sarkma şikâyetleri yaşam kalitesini belirgin bozuyorsa, ameliyatsız yöntemler yetersiz kalmışsa, hasta pesser istemiyor veya tolere edemiyorsa, ileri derecede sarkma nedeniyle yara, kanama, idrar boşaltım sorunu ya da ciddi fonksiyon kaybı gelişmişse gündeme gelir. NICE (National Institute for Health and Care Excellence) (Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmeliyet Enstitüsü),semptomları ameliyatsız tedaviyle düzelmeyen veya ameliyatsız tedaviyi istemeyen kadınlara pelvik organ prolapsusu için cerrahi seçeneklerin sunulabileceğini belirtmektedir.

Cerrahi karar verilmeden önce hastanın çocuk isteği, cinsel olarak aktif olup olmadığı, rahmin korunmasını isteyip istemediği, rahimle ilgili ek hastalıkların varlığı, idrar kaçırma durumu, bağırsak şikâyetleri, daha önce geçirilmiş ameliyatlar ve genel anestezi riski değerlendirilir. Rahim sarkması ameliyatı yalnızca “rahmi almak” değildir. Bazı hastalarda rahim korunarak askı ameliyatı yapılabilir; bazı hastalarda rahim alınır ve vajina tepesi desteklenir; bazı hastalarda ön veya arka vajina duvarı onarımı eklenir.

Özellikle hasta “rahmim alınırsa sarkma biter mi?” diye sorabilir. Rahmin alınması tek başına her zaman yeterli değildir. Sadece sarkma problemi olan hastalarda rahim alınması önerilmez. Eğer vajina tepesi iyi desteklenmezse ileride vajinal kubbe sarkması gelişebilir. Bu nedenle histerektomi yapılacaksa bile asıl önemli konu pelvik destek yapılarının doğru onarılmasıdır. ACOG/AUGS uygulama bülteni özetinde, pelvik organ prolapsusu cerrahisinde vajinal apeks desteğinin önemine dikkat çekilmektedir.

Rahim Sarkması Ameliyatı Çeşitleri

Rahim sarkması ameliyatları vajinal, laparoskopik, robotik veya açık cerrahi yaklaşımla yapılabilir.

  • Vajinal yoldan yapılan ameliyatlarda karında kesi olmaz. Rahim alınabilir veya bazı rahim koruyucu teknikler uygulanabilir.
  • Laparoskopik (kapalı ameliyat) veya robotik yaklaşımlarda karından küçük kesilerle askı ameliyatları yapılabilir. Sakrokolpopeksi veya sakrohisteropeksi gibi ameliyatlarda vajina tepesi veya rahim belirli bağlara/kemik önü yapılara desteklenir. Hangi yöntemin uygun olduğu hastanın anatomisine, yaşına, cinsel yaşamına, rahim korunma isteğine, eşlik eden hastalıklarına ve cerrahın deneyimine göre belirlenir.

Ön vajina duvarı sarkması varsa anterior onarım, arka vajina duvarı sarkması varsa posterior onarım gerekebilir. Bazı hastalarda stres tipi idrar kaçırma da eşlik eder; öksürme, hapşırma veya ağır kaldırma ile idrar kaçırma varsa bu durum ayrıca değerlendirilmelidir. NICE, anterior veya apikal prolapsusu ve stres idrar kaçırması olan kadınlarda eş zamanlı cerrahinin düşünülebileceğini; ancak yarar ve risklerin ayrıntılı konuşulması gerektiğini belirtmektedir.

Mesh kullanımı konusu ayrıca dikkat gerektirir. Vajinal mesh uygulamaları geçmişte yaygın kullanılmıştır. Ancak ağrı, mesh erozyonu, enfeksiyon, cinsel ilişki ağrısı ve çıkarma güçlüğü gibi komplikasyonlar nedeniyle birçok ülkede ciddi sınırlamalara tabi olmuştur. NICE, pelvik organ prolapsusu cerrahisinde özellikle mesh içeren işlemlerde uzun dönem etkinlik ve yan etkiler konusunda belirsizlikler bulunduğunu, mesh ilişkili komplikasyonların özel dikkat gerektirdiğini belirtmektedir. Bu nedenle eğer mesh içeren bir ameliyat yapılacaksa, hasta ile bu konu detaylı görüşülmelidir.

Rahim Sarkması Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci

Rahim sarkması ameliyatından sonra iyileşme süreci yapılan ameliyat tipine göre değişir. Vajinal ameliyatlarda karında kesi olmadığı için dışarıdan daha kolay gibi görünse de iç dokuların iyileşmesi zaman alır. İlk haftalarda hafif kanama, akıntı, kasık ağrısı ve yorgunluk olabilir. Ağır kaldırma, ıkınma, yoğun spor ve cinsel ilişki için genellikle belirli bir süre kısıtlama gerekir; bu süre ameliyatın tipine ve hekimin önerisine göre değişir.

Ameliyat sonrası en önemli noktalardan biri kabızlığı önlemektir. Ikınma, yeni yapılan onarım hattına yük bindirebilir. Lifli beslenme, yeterli sıvı alımı, gerekirse dışkı yumuşatıcılar ve tuvalette uzun süre kalmamak önemlidir. Kronik öksürük, ağır kaldırma ve kilo fazlası da nüks riskini artırabileceği için uzun dönem yaşam tarzı düzenlemeleri ameliyat başarısının parçasıdır.

NICE (National Institute for Health and Care Excellence) (Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmeliyet Enstitüsü),pelvik organ prolapsusu ameliyatı sonrası 6. ayda kontrol önerir ve kontrolde vajinal muayene yapılarak, mesh kullanılmışsa mesh açığa çıkması açısından değerlendirme yapılmasını belirtir. Ayrıca tekrarlayan şikâyet veya şüpheli komplikasyon varsa hastaların yeniden yönlendirilebilmesi gerektiğini vurgular.

Rahim sarkması tekrarlar mı?

Evet, rahim sarkması tedaviden sonra tekrarlayabilir. Pelvik taban dokuları yaşayan, yaşlanan ve yük taşıyan yapılardır. Yaş, bağ dokusu kalitesi, önceki doğumlar, obezite, kabızlık, kronik öksürük, ağır kaldırma ve daha önce geçirilmiş ameliyatlar nüks riskini etkileyebilir. Cerrahi yöntemin doğru seçilmesi, apikal desteğin iyi sağlanması, eşlik eden ön/arka duvar sarkmalarının uygun onarılması ve ameliyat sonrası önerilere uyulması nüks riskini azaltabilir.

Hastaya ameliyat öncesinde gerçekçi beklenti verilmelidir. Cerrahi çoğu hastada belirgin rahatlama sağlar ancak sıfır nüks garantisi yoktur. NICE, cerrahi kararı konuşulurken tekrarlayan prolapsus riski, idrar/bağırsak/cinsel fonksiyonlardaki değişiklikler, anestezi, hastanede kalış ve iyileşme süresi gibi konuların hasta ile ayrıntılı görüşülmesini önermektedir.

Rahim sarkması cinsel hayatı etkiler mi?

Rahim sarkması cinsel hayatı hem fiziksel hem psikolojik olarak etkileyebilir. Vajinada dolgunluk, dışarı çıkan doku hissi, ilişki sırasında ağrı, utanma, özgüven kaybı ve partnerin fark edeceği kaygısı cinsel isteği azaltabilir. Bazı kadınlar bu konuyu doktoruna söylemekten çekinir. Oysa cinsel fonksiyon, rahim sarkması tedavisinde açıkça konuşulması gereken önemli bir konudur.

Tedavi seçimi yapılırken hastanın cinsel olarak aktif olup olmadığı, ilişki sırasında ağrı yaşayıp yaşamadığı ve gelecekte cinsel hayat beklentisi sorulmalıdır. Bazı cerrahi yöntemler vajinal uzunluk, genişlik ve ilişki konforu üzerinde farklı etkiler oluşturabilir. Çok ileri yaşta, cinsel ilişki beklentisi olmayan ve ciddi sarkması olan bazı hastalarda vajinanın kapatıldığı obliteratif ameliyatlar seçenek olabilir ancak bu karar geri dönüşü zor bir karar olduğu için çok dikkatli verilmelidir.

Rahim sarkması önlenebilir mi?

Rahim sarkmasını tamamen önlemek her zaman mümkün değildir. Çünkü yaş, doğum öyküsü ve bağ dokusu yatkınlığı gibi değiştirilemeyen faktörler vardır. Ancak risk azaltılabilir. Pelvik taban egzersizlerini doğru öğrenmek ve yaşam boyu sürdürmek, kabızlığı önlemek, sağlıklı kiloda kalmak, sigarayı bırakmak, kronik öksürüğü tedavi ettirmek, ağır kaldırırken doğru teknik kullanmak ve doğum sonrası pelvik taban rehabilitasyonuna önem vermek koruyucu olabilir .

NICE (National Institute for Health and Care Excellence) (Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmeliyet Enstitüsü),her yaştaki kadının pelvik taban kas egzersizlerine teşvik edilmesini ve uzun dönem egzersizlerin pelvik taban disfonksiyonu belirtilerini önlemeye yardımcı olabileceğinin açıklanmasını önermektedir. Ayrıca doğum sonrası temaslarda kadınlara pelvik taban disfonksiyonu belirtilerinin sorulması gerektiğini belirtir. Bu özellikle doğumdan sonra “normaldir, geçer” denilerek ihmal edilen idrar kaçırma, vajinal basınç ve dışkılama sorunları açısından önemlidir.

Ne zaman doktora başvurulmalı?

Vajinada ele gelen kitle, aşağı doğru basınç hissi, gün sonunda artan dolgunluk, idrarı tam boşaltamama, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, dışkılama zorluğu, ilişki sırasında ağrı, vajinadan dışarı çıkan dokuda yara veya kanama varsa kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmak gerekir. İdrar yapamama, yoğun kanama, dışarıda kalan dokuda ciddi yara, kötü kokulu akıntı, ateş veya şiddetli ağrı varsa değerlendirme geciktirilmemelidir.

Ankara’da rahim sarkması tedavisi için başvuran hastalarda ilk hedef, hastanın şikâyetini doğru anlamak ve muayene bulgusuyla ilişkilendirmektir. Çünkü bazen hasta rahim sarkması olduğunu düşünür ama asıl sorun mesane sarkması, vajinal atrofi, pelvik taban kas spazmı veya idrar kaçırma olabilir. Doğru tanı, doğru tedavinin ilk şartıdır.

Rahim Sarkması (Uterus Prolapsusu) Sık Sorulan Sorular

Rahim sarkması kendiliğinden geçer mi?

Hafif sarkmalarda şikâyetler yaşam tarzı düzenlemeleri ve pelvik taban egzersizleriyle azalabilir. Ancak ileri derecede anatomik sarkmanın tamamen kendiliğinden düzelmesi beklenmez. Tedavi ihtiyacı hastanın şikâyetine göre belirlenir.

Her rahim sarkması ameliyat gerektirir mi?

Hayır. Şikâyeti az olan veya ameliyat istemeyen hastalarda takip, pelvik taban egzersizi, yaşam tarzı düzenlemeleri ve pesser tedavisi seçenek olabilir. NICE, tedavi seçeneklerinin tedavisiz izlem, ameliyatsız yöntemler ve cerrahi şeklinde birlikte konuşulmasını önermektedir.

Pesser kalıcı çözüm müdür?

Pesser sarkmayı kalıcı olarak düzeltmez. Kullanıldığı sürece destek sağlar. Ancak birçok hasta için ameliyatsız, etkili ve uzun süreli bir seçenek olabilir. Düzenli kontrol ve temizlik gerekir.

Rahim alınırsa sarkma tamamen biter mi?

Her zaman hayır. Rahim alınırken vajina tepe desteği iyi sağlanmazsa ileride vajinal kubbe sarkması gelişebilir. Bu nedenle ameliyatın temel amacı yalnızca rahmi almak değil, pelvik desteği doğru onarmaktır.

Rahim sarkması idrar kaçırma yapar mı?

Evet, mesane veya idrar kanalı desteği bozulduğunda idrar kaçırma olabilir. Bazı hastalarda ise sarkma idrar kaçırmayı gizleyebilir ve ameliyat sonrası idrar kaçırma ortaya çıkabilir. Bu nedenle ameliyat öncesi idrar şikâyetleri ayrıntılı değerlendirilmelidir.

Rahim sarkması olan kadın spor yapabilir mi?

Hafif ve orta düzeyde sarkması olan kadınlarda uygun egzersiz çoğu zaman mümkündür. Ancak ağır kaldırma, yüksek karın içi basınç oluşturan hareketler ve yoğun ıkınma şikâyetleri artırabilir. Egzersiz planı sarkmanın derecesi ve şikâyete göre kişiselleştirilmelidir.

Ankara’da rahim sarkması tedavisi nasıl planlanır?

Önce ayrıntılı öykü ve jinekolojik muayene yapılır. Sarkmanın derecesi, idrar ve bağırsak belirtileri, cinsel yaşam, menopoz durumu, çocuk isteği ve hastanın ameliyat beklentisi değerlendirilir. Sonrasında pelvik taban egzersizi, pesser veya cerrahi seçeneklerden en uygun olanı hasta ile birlikte seçilir.

Özet: Rahim Sarkması (Uterus Prolapsusu)

Rahim sarkması, kadınlarda sık görülen, yaşam kalitesini etkileyebilen ama doğru değerlendirildiğinde etkili şekilde yönetilebilen bir durumdur. Hafif sarkmalarda yaşam tarzı değişiklikleri, kabızlığın önlenmesi, kilo kontrolü, pelvik taban egzersizleri ve takip yeterli olabilir. Orta ve ileri dereceli ya da belirgin şikâyet yapan sarkmalarda pesser veya cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelir.

Tedavi kararında en önemli nokta hastanın şikâyetidir. Muayenede görülen sarkmanın derecesi, hastanın günlük yaşamını ne kadar etkilediğiyle birlikte değerlendirilmelidir. İdrar kaçırma, idrarı boşaltamama, dışkılama zorluğu, cinsel ilişki sorunları ve menopozal vajinal belirtiler mutlaka sorgulanmalıdır. Çünkü başarılı tedavi yalnızca rahmin yerine kaldırılması değil, kadının yaşam konforunun bütüncül olarak iyileştirilmesidir.

Ankara’da rahim sarkması tedavisi araştıran hastalar için en sağlıklı yaklaşım, tek bir tedaviye yönelmeden önce ayrıntılı değerlendirme yapılmasıdır. Her hasta ameliyat olmak zorunda değildir. Ancak ileri sarkma, yaşam kalitesinde belirgin bozulma, pesser kullanamama veya ciddi fonksiyonel sorunlar varsa cerrahi güçlü bir seçenek olabilir. Doğru hasta seçimi, iyi bilgilendirme, beklentilerin gerçekçi belirlenmesi ve uzun dönem takip, rahim sarkması tedavisinin başarısını belirleyen temel unsurlardır.

Kaynaklar;

  1. NICE Guideline NG123 — Urinary incontinence and pelvic organ prolapse in women: management.
  2. NICE Guideline NG210 — Pelvic floor dysfunction: prevention and non-surgical management.
  3. ACOG Patient FAQ — Pelvic Support Problems.
  4. ACOG Patient FAQ — Surgery for Pelvic Organ Prolapse.
  5. ACOG/AUGS Practice Bulletin — Pelvic Organ Prolapse.
  6. NIDDK — Pelvic organ prolapse and related pelvic support conditions.
  7. IUGA / Your Pelvic Floor — Vaginal pessary for pelvic organ prolapse patient information.
  8. Cleveland Clinic — Pessaries: benefits, types, care and effectiveness.
Güncelleme Tarihi: 09.06.2026
Doç. Dr. Doğukan Özkan
Editör
Doç. Dr. Doğukan Özkan
Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı
*Bu içerik, 12.11.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik’e uygun olarak hazırlanmıştır. İçerikte yer alan bilgiler genel sağlık bilgilendirmesi niteliğinde olup yönlendirme veya tedavi önerisi değildir. Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Tanı ve tedavi amacıyla mutlaka hekime başvurulmalı ve kişisel tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Doç. Dr. Doğukan ÖzkanDoç. Dr. Doğukan ÖzkanKadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı
+90545 101 5188
+90545 101 5188