Kolposkopi Nedir? Nasıl Yapılır? Fiyatı Ankara

Kolposkopi Nedir?

Kolposkopi, rahim ağzının özel büyütmeli bir optik cihazla ayrıntılı olarak değerlendirilmesini sağlayan bir muayene yöntemidir.

Genellikle uygulandığı durumlar:

  • HPV testinde yüksek riskli HPV pozitifliği,
  • Smear testinde hücresel anormallik,
  • Rahim ağzında şüpheli görünüm,
  • İlişki sonrası kanama gibi durumlar

Kolposkopinin amacı hastayı korkutmak ya da hemen tedaviye başlamak değildir. Rahim ağzında riskli bir alan olup olmadığını daha net görmek, gerekiyorsa o alandan biyopsi almak ve sonraki takip ya da tedavi kararını doğru vermektir.

Kolposkopi Nedir? Nasıl Yapılır? Fiyatı Ankara

Kolposkopi çoğu zaman “rahim ağzı kanseri şüphesi” gibi algılanır. Bu, hastada gereksiz bir endişe oluşturabilir. Oysa kolposkopi, kanser tanısı koymak için değil, çoğu zaman kanser gelişmeden çok önceki hücresel değişiklikleri değerlendirmek için yapılır.

Smear testi veya HPV testinde anormallik saptanması, kanser olduğu anlamına gelmez. Kolposkopi bu testlerin neden anormal çıktığını anlamaya yardımcı olan ileri değerlendirme basamağıdır. ASCCP’nin (American Society for Colposcopy and Cervical Pathology) güncel risk temelli yönetim yaklaşımında kolposkopi kararı tek bir test sonucuna değil, hastanın mevcut sonucu, önceki tarama öyküsü ve tahmini yüksek dereceli lezyon riskine göre verilir.

Kolposkopi sırasında kullanılan cihaz vücuda girmez. Jinekolojik muayene pozisyonunda rahim ağzı spekulum ile görüntülenir ve kolposkop dışarıdan rahim ağzını büyüterek gösterir. Rahim ağzına genellikle asetik asit adı verilen özel bir solüsyon uygulanır. Bu solüsyon, bazı hücresel değişikliklerin daha belirgin hale gelmesini sağlar. Gerektiğinde Lugol iyodu da kullanılabilir. Şüpheli alan görülürse küçük bir biyopsi alınabilir. Biyopsi alınması, mutlaka kötü bir şey olduğu anlamına gelmez. Çoğu zaman tanıyı netleştirmek için yapılan küçük bir doku örneklemesidir.

Kolposkopi rahim ağzı kanseri tarama zincirinin önemli bir halkasıdır. Tarama testleri rahim ağzında risk olabileceğini gösterir. Kolposkopi ise bu riskin gerçekten rahim ağzında bir lezyona karşılık gelip gelmediğini değerlendirir. Bu nedenle kolposkopi, HPV ve smear sonucunun doğru yorumlandığı, gereksiz tedaviden kaçınıldığı ama önemli lezyonların da atlanmadığı dengeli bir yaklaşımın parçasıdır.

Kolposkopi Neden Yapılır?

Kolposkopinin en sık nedeni anormal smear veya yüksek riskli HPV testidir.

Smear testinde;

ASC-US (ASCUS) (Atypical Squamous Cells of Undetermined Significance),(Önemi Belirlenemeyen Atipik Yassı Hücreler),

LSIL (Düşük Dereceli Skuamöz İntraepitelyal Lezyon),(Low-Grade Squamous Intraepithelial Lesion),

ASC-H (Yüksek Dereceli Lezyon Dışlanamayan Atipik Skuamöz Hücreler),(Atypical Squamous Cells, cannot exclude High-grade squamous intraepithelial lesion),

HSIL (Yüksek Dereceli Skuamöz İntraepitelyal Lezyon),(High-Grade Squamous Intraepithelial Lesion),

AGC (Atipik Glandüler Hücreler),(Atypical Glandular Cells)

  • AGC-NOS (Not Otherwise Specified): Atipik glandüler hücreler görülmüş ancak tam olarak neye bağlı olduğu kategorize edilememiştir.
  • AGC-Favor Neoplasia: Hücrelerdeki değişimin, kanser öncüsü – kanseröz bir sürece işaret etme olasılığı daha yüksektir.

gibi sonuçlar görülebilir. Bu terimler hastalar için karmaşık ve kaygı verici olabilir. Temel olarak smear, rahim ağzı hücrelerinde normalden farklı görünümler olup olmadığını değerlendirir.

HPV testi ise yüksek riskli HPV tiplerinin varlığını araştırır.

Kolposkopi, bu testlerde saptanan riskin rahim ağzında gerçek bir lezyona karşılık gelip gelmediğini anlamak için yapılır.

HPV 16 ve HPV 18 pozitifliği kolposkopi açısından özellikle önemlidir. Çünkü bu tipler rahim ağzı kanseri ve yüksek dereceli kanser öncüsü lezyonlarla daha güçlü ilişkilidir. Ancak HPV 16 veya 18 pozitifliği bile kanser tanısı değildir. Bu sonuç, rahim ağzının daha dikkatli incelenmesi gerektiğini gösterir.

Diğer yüksek riskli HPV tiplerinde ise smear sonucu, hastanın yaşı ve önceki test öyküsü, muayenesi alınacak kolposkopi kararında daha belirleyici olabilir.

Kolposkopi yalnızca test sonucu nedeniyle yapılmaz. Rahim ağzında muayene sırasında şüpheli görünüm varsa, ilişki sonrası kanama oluyorsa, açıklanamayan tekrarlayan ara kanama varsa veya smear sonucu normal olsa bile klinik olarak değerlendirme gerekiyorsa kolposkopi gündeme gelebilir. Burada önemli olan hastayı otomatik bir algoritmaya sıkıştırmak değil, test sonucunu ve klinik bulguyu birlikte değerlendirmektir.

Kolposkopi bazen tedavi sonrası takipte de kullanılır. Örneğin CIN2 veya CIN3 gibi yüksek dereceli rahim ağzı lezyonları nedeniyle LEEP veya konizasyon yapılmış bir hastada, sonraki HPV / smear testlerinin sonuçlarına göre kolposkopik değerlendirme gerekebilir. ASCCP (American Society for Colposcopy and Cervical Pathology) güncellemeleri, tedavi sonrası takipte HPV temelli testlerinin önemini ve negatif sonuçlar elde edilene kadar daha yakın izlemin gerekliliğini vurgulamaktadır.

Smear, HPV Testi ve Kolposkopi Arasındaki Fark

Smear testi, rahim ağzından alınan hücrelerin mikroskop altında değerlendirilmesidir. Hücrelerde enfeksiyon, inflamasyon, hafif değişiklikler veya kanser öncüsü olabilecek anormallikler olup olmadığını gösterir.

HPV testinde ise rahim ağzı örneğinde HPV DNA’sı araştırılır.

Yani smear hücrelerin görüntüsüne, HPV testi ise riskli virüs varlığına odaklanır.

Kolposkopi ise bu iki testten farklıdır. Kolposkopi bir tarama testi değil, ileri değerlendirme yöntemidir. Test sonucunda risk saptandığında rahim ağzı büyütülerek incelenir ve gerekirse biyopsi alınır. Bu nedenle “HPV pozitifim, kolposkopi yaptırırsam HPV temizlenir mi?” sorusunun cevabı hayırdır. Kolposkopi HPV’yi tedavi etmez; HPV’nin rahim ağzında hücresel değişiklik yapıp yapmadığını anlamaya yardımcı olur.

Smear veya HPV testinin anormal olması her zaman kolposkopi gerektiği anlamına gelmez. Bazı düşük riskli durumlarda belirli aralıklarla tekrar test önerilebilir. Bazı yüksek riskli sonuçlarda ise kolposkopi geciktirilmemelidir. Güncel risk temelli yaklaşımda kolposkopi kararı, CIN3+ olarak adlandırılan ciddi kanser öncüsü lezyon riskine göre şekillenir. Bu yaklaşım, gereksiz kolposkopileri azaltırken yüksek riskli hastaların zamanında değerlendirilmesini amaçlar.

Hastalar için en pratik ayrım şu şekilde düşünülebilir: HPV testi “riskli virüs var mı?” sorusuna, smear testi “hücrelerde değişiklik var mı?” sorusuna, kolposkopi ise “rahim ağzında gerçekten şüpheli alan var mı ve biyopsi gerekir mi?” sorusuna cevap verir. Bu üç basamağın doğru yorumlanması, hem gereksiz korkuyu hem de gereksiz işlemleri azaltır.

Kimlere Kolposkopi Gerekir?

Kolposkopi gerekliliği hastanın yaşına, HPV tipine, smear sonucuna, önceki tarama geçmişine, bağışıklık durumuna ve klinik bulgulara göre değişir.

HPV 16 veya 18 pozitifliği, ASC-H (Yüksek Dereceli Lezyon Dışlanamayan Atipik Skuamöz Hücreler) (Atypical Squamous Cells, cannot exclude High-grade squamous intraepithelial lesion),HSIL (Yüksek Dereceli Skuamöz İntraepitelyal Lezyon) (High-Grade Squamous Intraepithelial Lesion) gibi yüksek riskli smear sonuçları, tekrarlayan HPV pozitifliği, kalıcı sitolojik anormallikler, AGC (Atipik Glandüler Hücreler) (Atypical Glandular Cells) gibi glandüler hücre anormallikleri veya rahim ağzında şüpheli muayene bulgusu kolposkopi gerektirebilir.

ASCUS (Atypical Squamous Cells of Undetermined Significance) (Önemi Belirlenemeyen Atipik Yassı Hücreler),LSIL (Düşük Dereceli Skuamöz İntraepitelyal Lezyon) (Low-Grade Squamous Intraepithelial Lesion) gibi daha düşük dereceli smear anormalliklerinde her zaman hemen kolposkopi gerekmeyebilir. Özellikle HPV negatifse veya önceki tarama sonuçları düşük risk gösteriyorsa izlem tercih edilebilir. Ancak HPV pozitifliği devam ediyorsa veya anormallik tekrarlıyorsa kolposkopi gündeme gelir. Bu nedenle kolposkopi kararı yalnızca bir kelimeye bakarak verilmemelidir; “ASC-US çıktı, kesin kolposkopi gerekir” veya “LSIL çıktı, önemsizdir” gibi genellemeler doğru değildir.

Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda yaklaşım daha dikkatli olabilir. HIV enfeksiyonu, organ nakli sonrası bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanımı, uzun süreli immünsüpresyon veya bazı sistemik hastalıklar HPV enfeksiyonunun kalıcılığı ve lezyon gelişimi açısından riski artırabilir. Bu hastalarda tarama ve kolposkopi eşikleri genel popülasyondan farklı olabilir.

Gebelikte de kolposkopi gerekebilir. Gebelikte anormal smear veya yüksek riskli HPV sonucunda kolposkopi yapılması, bebeğe zarar veren bir işlem değildir… Kolposkop cihazı vücuda girmez. Ancak gebelikte rahim ağzı daha damarlı ve hassas olduğu için biyopsi kararı daha seçici verilir. Tedavi gerektiren durumlar genellikle doğum sonrasına ertelenir. Ancak invaziv kanser şüphesi varsa gebelikte de ileri değerlendirme gerekir. Amaç hem anne güvenliğini sağlamak hem de gereksiz müdahaleden kaçınmaktır.

Kolposkopi Öncesi Nelere Dikkat Edilmeli?

Kolposkopi öncesinde hastanın test sonuçları ayrıntılı değerlendirilmelidir. Sadece “HPV pozitif” demek yeterli değildir. Hangi HPV tipi pozitif, smear sonucu ne, önceki smear ve/veya HPV testleri nasıldı, daha önce kolposkopi veya LEEP veya konizasyon yapıldı mı, hasta kaç yaşında, gebelik var mı, bağışıklık durumu nasıl gibi sorular önemlidir. Bu bilgiler olmadan kolposkopi yapılabilir; ancak doğru yorum ve takip planı eksik kalabilir.

İşlem genellikle adet kanaması olmadığı bir dönemde yapılır. Yoğun kanama varsa rahim ağzını değerlendirmek zorlaşabilir. Hafif lekelenme bazen sorun olmayabilir; ancak ideal olan kanamasız dönemde işlem yapılmasıdır. İşlemden önce vajinal ilaç, krem, fitil, tampon veya vajinal duş kullanımından kaçınmak gerekir çünkü bunlar rahim ağzı görünümünü etkileyebilir.

Kolposkopi öncesinde gebelik ihtimali mutlaka belirtilmelidir. Gebelik kolposkopiye engel değildir. Ancak biyopsi ve endoservikal kanal değerlendirmesi gibi bazı basamakları etkileyebilir. Kan sulandırıcı ilaç kullanımı, pıhtılaşma bozukluğu, alerji, aktif vajinal enfeksiyon belirtileri veya önceki rahim ağzı işlemleri de hekime söylenmelidir.

Kolposkopi öncesi en önemli hazırlıklardan biri de hastanın psikolojik olarak bilgilendirilmesidir. Birçok hasta işlemden önce “çok acıyacak mı?”, “kanser miyim?”, “rahmim alınacak mı?”, “biyopsi alınınca hastalık yayılır mı?” gibi kaygılar taşır. Bu soruların işlemden önce açıkça konuşulması, hastanın kendini daha güvende hissetmesini sağlar.

Kolposkopi Nasıl Yapılır?

Kolposkopi jinekolojik muayene pozisyonunda yapılır. Spekulum yerleştirilerek rahim ağzı görünür hale getirilir. Kolposkop cihazı hastanın dışında durur ve rahim ağzını büyüterek gösterir. İşlem sırasında rahim ağzına önce serum fizyolojik, ardından çoğunlukla asetik asit uygulanır. Asetik asit, bazı anormal hücresel alanların beyazlaşmasına neden olabilir. Bu beyazlaşma tek başına kanser anlamına gelmez. Kolposkopik değerlendirmede damar yapısı, sınırlar, yüzey düzeni, lezyonun yeri ve transformasyon zonu ile ilişkisi birlikte yorumlanır.

Bazı durumlarda Lugol iyodu uygulanabilir. Normal olgun skuamöz epitel iyodu tutarken, bazı anormal veya immatür alanlar iyodu tutmayabilir. Bu bulgu da tek başına tanı koydurmaz. Kolposkopinin bütün bulguları içinde değerlendirilir. Kolposkopi deneyim gerektiren bir işlemdir. Çünkü rahim ağzındaki her beyaz alan aynı anlama gelmez. Enfeksiyon, metaplazi, atrofi, inflamasyon, travma ve gerçek prekanseröz lezyonlar farklı şekillerde görünebilir.

Şüpheli alan varsa küçük bir biyopsi alınır. Biyopsi sırasında kısa süreli batma, kramp veya hafif ağrı hissedilebilir. Bazı hastalarda genel anestezi gerekebilir. Hasta ile öncesinde anestezi mutlaka konuşulmalıdır.

Bazen rahim ağzı kanalından da örnek alınması gerekebilir. Buna endoservikal küretaj veya endoservikal örnekleme denir. Biyopsi alınan alanda hafif kanama olabilir ve genellikle lokal yöntemlerle kontrol edilir.

İşlem çoğu zaman kısa sürer. Kolposkopi tamamlandıktan sonra hasta günlük yaşamına dönebilir. Biyopsi alınmışsa birkaç gün hafif lekelenme, kahverengi akıntı veya kramp olabilir. Yoğun kanama, kötü kokulu akıntı, ateş veya şiddetli ağrı olursa hekime başvurulmalıdır.

Kolposkopi Ankara Fiyatları

Kolposkopi Ankara fiyatları, işlemin kapsamına göre değişiklik gösterebilir. Özellikle HPV pozitifliği, anormal smear sonucu veya rahim ağzında şüpheli hücre değişiklikleri nedeniyle yapılan kolposkopilerde, yalnızca görüntüleme mi yapılacağı yoksa biyopsi de alınıp alınmayacağı ücretlendirmeyi etkileyen önemli faktörlerdir.

Birçok kadın Ankara'da kolposkopi fiyat araştırması yaparken en düşük ücrete odaklansa da, kolposkopinin temel amacı rahim ağzı kanseri ve kanser öncüsü lezyonların erken dönemde tespit edilmesidir. Bu nedenle işlemin deneyimli bir jinekolog tarafından, yüksek görüntü kalitesine sahip ekipmanlarla gerçekleştirilmesi büyük önem taşır.

Ankara’da kolposkopi ücretleri; muayene, işlem süresi, biyopsi ihtiyacı ve patolojik inceleme gibi unsurlara bağlı olarak farklılık gösterebilir. En doğru fiyat bilgisi, hastanın klinik durumu değerlendirildikten sonra belirlenebilir.

Kolposkopi Ağrılı Bir İşlem midir?

Kolposkopi genellikle dayanılabilir bir işlemdir. Eğer yalnızca rahim ağzı görüntülenirse, işlem çoğu zaman smear almaya benzer bir rahatsızlık hissi oluşturur. Asetik asit uygulandığında hafif yanma hissedilebilir. Biyopsi alınırsa kısa süreli batma veya kramp olabilir. Hastaların ağrı deneyimi kişiden kişiye değişir. Daha önce vajinal muayenede zorlanan, vajinismus öyküsü olan, anksiyetesi yüksek veya pelvik ağrı problemi bulunan hastalarda işlem daha zorlayıcı hissedilebilir.

Hastaya hangi aşamada ne yapılacağı anlatıldığında, işlem sırasında acele edilmediğinde ve hastanın kontrol duygusu korunduğunda kolposkopi çok daha rahat geçebilir. Bazı hastalarda lokal anestezi veya ek destek yöntemleri düşünülebilir. İşlem öncesinde mutlaka anestezi konuşulmalıdır. İsteyen tüm hastalar genel anesteziklerle uyutulmalıdır.

Burada önemli olan hastanın kaygısını küçümsememektir. “Hiçbir şey değil” demek bazı hastalarda rahatlatıcı olabilir, ama bazı hastalarda kendini anlaşılmamış hissettirebilir. Daha doğru yaklaşım, “Genellikle kısa ve tolere edilebilir bir işlemdir; biyopsi alınırsa kısa süreli batma olabilir, ancak işlem boyunca ne yaptığımızı size anlatacağız” şeklindedir. Bu dil hem gerçekçi hem de güven vericidir.

Kolposkopide Biyopsi Ne Anlama Gelir?

Kolposkopide biyopsi alınması, kanser olduğu anlamına gelmez. Biyopsi, kolposkopide görülen şüpheli alanın mikroskop altında kesin olarak değerlendirilmesi için yapılan küçük doku örneklemesidir.

Smear testi ve HPV testi risk hakkında bilgi verir; biyopsi ise doku tanısı sağlar. Tedavi kararları çoğu zaman biyopsi sonucuna göre verilir.

Biyopsi sonuçları:

  • Normal,
  • İnflamasyon,
  • CIN1 -düşük dereceli- (Servikal İntraepitelyal Neoplazi) (Cervical Intraepithelial Neoplasia),
  • CIN2 -orta dereceli- (Servikal İntraepitelyal Neoplazi) (Cervical Intraepithelial Neoplasia),
  • CIN3 -yüksek dereceli- (Servikal İntraepitelyal Neoplazi) (Cervical Intraepithelial Neoplasia),
  • Karsinoma in situ / CIS
  • AIS (Adenokarsinoma İn Situ) (Adenocarcinoma In Situ),
  • Nadiren invaziv kanser

şeklinde raporlanabilir.

CIN, “servikal intraepitelyal neoplazi” anlamına gelir ve rahim ağzı yüzey hücrelerindeki kanser öncüsü değişiklikleri ifade eder. CIN1 genellikle düşük dereceli bir değişikliktir ve çoğu hastada bağışıklık sistemiyle gerileyebilir. CIN2 ve CIN3 ise daha yüksek dereceli lezyonlardır ve yaş, gebelik isteği, lezyonun yaygınlığı ve hasta özelliklerine göre takip veya tedavi gerektirebilir.

Biyopsi sonucu ile smear sonucu her zaman birebir aynı olmayabilir. Smear hücresel bir tarama testidir. Biyopsi ise belirli bir alandan alınan doku örneğidir. Bazen smear yüksek dereceli gelir ama biyopsi düşük dereceli çıkabilir. Bazen de kolposkopide görünmeyen kanal içi lezyonlar nedeniyle ek değerlendirme gerekebilir. Bu nedenle sonuçlar tek tek değil, klinik bağlam içinde yorumlanmalıdır.

Biyopsi sonrası hafif lekelenme beklenebilir. Biyopsi alınan bölgeye uygulanan kanama durdurucu solüsyon nedeniyle kahverengi veya siyahımsı akıntı olabilir. Bu genellikle normaldir. Ancak yoğun kanama, kötü kokulu akıntı, ateş veya giderek artan ağrı olursa değerlendirme gerekir.

Kolposkopi Sonuçları Nasıl Yorumlanır?

Kolposkopi sonucunun yorumlanmasında üç bilgi birlikte önemlidir:

  • Kolposkopik görünüm,
  • Biyopsi sonucu,
  • Hastanın HPV ve/veya smear testi geçmişi.

Kolposkopi normal görünebilir, düşük dereceli lezyon düşündürebilir, yüksek dereceli lezyon şüphesi oluşturabilir veya yetersiz olabilir. Yetersiz kolposkopi, transformasyon zonunun tam görülemediği durumları ifade eder ve özellikle ileri yaşta veya rahim ağzı kanalına uzanan lezyon şüphesinde önemlidir.

CIN1 saptandığında çoğu hastada izlem tercih edilir. Çünkü CIN1 çoğunlukla HPV enfeksiyonunun geçici etkisini yansıtır ve zamanla gerileyebilir. Ancak lezyonun uzun süre devam etmesi, hastanın yaşı, HPV tipinin kalıcılığı ve önceki test sonuçları yönetimi değiştirebilir.

CIN2 ve CIN3 daha dikkatli yönetilmesi gereken yüksek dereceli lezyonlardır. CIN3 genellikle tedavi gerektirir. CIN2 ise özellikle genç hastalarda daha seçici değerlendirilir. Bazı durumlarda yakın izlem, bazı durumlarda eksizyonel tedavi önerilebilir. 2019 ASCCP kılavuzları ve 2023’e kadar olan güncellemeler, CIN2 gözleminde HPV temelli testlerin rolünü ve risk temelli yaklaşımı ayrıntılandırmıştır.

AIS yani adenokarsinoma in situ, rahim ağzının glandüler hücrelerinden kaynaklanan daha özel bir öncü lezyondur. Yönetimi CIN lezyonlarından farklıdır ve genellikle daha dikkatli eksizyonel değerlendirme gerektirir. AGC smear sonucu veya glandüler hücre anormallikleri olan hastalarda kolposkopiyle birlikte endoservikal ve endometrial değerlendirme gerekir. Bu nedenle glandüler anormallikler basit HPV değişiklikleri gibi düşünülmemelidir.

Kolposkopi Sonrası Takip Nasıl Yapılır?

Kolposkopi sonrası takip, biyopsi sonucuna göre belirlenir. Eğer biyopsi normal veya düşük dereceli ise, hastanın risk düzeyine göre belirli aralıklarla HPV testi, smear veya kotest (her 2 test bir arada) yapılabilir. Amaç lezyonun gerileyip gerilemediğini ve HPV’nin kalıcı olup olmadığını izlemektir. Bu süreçte hastanın “tedavi edilmedim, demek ki önemsenmedi” diye düşünmemesi için takip mantığı iyi anlatılmalıdır. Düşük riskli lezyonlarda izlem, çoğu zaman en doğru tedavi yaklaşımıdır.

Yüksek dereceli lezyon saptanırsa tedavi gerekebilir. Tedavi çoğunlukla LEEP (Loop Electrosurgical Excision Procedure),LLETZ (Large Loop Excision of the Transformation Zone) veya soğuk konizasyon gibi eksizyonel yöntemlerle yapılır. Eksizyonel tedavide amaç rahim ağzındaki anormal alanı çıkarmak ve patolojik olarak sınırları değerlendirmektir. Ablatif yöntemler bazı özel durumlarda kullanılabilir ancak yüksek dereceli lezyonlarda eksizyonel tedavi tercih edilmelidir.

Tedavi sonrası takip çok önemlidir. Yüksek dereceli lezyon nedeniyle işlem yapılan hastalarda HPV temelli takip testleriyle nüks veya kalıcılık riski izlenir. ASCCP güncellemelerinde, CIN2+ tedavisi sonrası belirli aralıklarla negatif HPV testi veya kotest sonuçları elde edilmeden daha uzun aralıklı takibe geçilmemesi gerektiği vurgulanmıştır.

Takip süreci hastaya anlaşılır anlatılmalıdır. Bir hastanın LEEP sonrası HPV testinin hemen negatifleşmemesi mümkündür. Bu durum tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Tedavi sonrası kontrollerin aksatılmaması, rahim ağzı kanseri önleme stratejisinin en önemli parçalarından biridir.

Kolposkopi ve Gebelik

Gebelikte kolposkopi yapılabilir ve gerektiğinde yapılmalıdır. Anormal smear veya yüksek riskli HPV sonucunda rahim ağzında ciddi lezyon şüphesi varsa gebelikte kolposkopi güvenli bir değerlendirme yöntemidir. Kolposkop cihazı vücuda girmediği için bebeğe zarar vermez. Ancak gebelikte rahim ağzı dokusu daha damarlı, daha hassas ve fizyolojik olarak farklı görünümdedir. Bu nedenle gebelik kolposkopisi deneyim gerektirir.

Gebelikte temel amaç invaziv kanser şüphesini dışlamaktır. CIN şüphesi olan birçok durumda tedavi doğum sonrasına ertelenebilir. Biyopsi, eğer yüksek dereceli lezyon veya kanser şüphesi varsa yapılabilir. Ancak endoservikal küretaj gebelikte yapılması önerilmez. Aynı şekilde gebelikte gereksiz biyopsiden kaçınmak gerekir, gebelik sürecini gereksiz yere riske atmamak gerekir. Fakat kanser şüphesi varsa da sadece gebelik nedeniyle değerlendirme ertelenmemelidir.

Gebelikte HPV pozitifliği veya düşük dereceli smear anormalliği genellikle doğum şeklini değiştirmez. Kolposkopi sonucu ve biyopsi bulgularına göre doğum sonrası tekrar değerlendirme planlanabilir. Hastaya bu süreçte “bebeğe zarar gelir mi?” kaygısını azaltacak şekilde bilgi verilmelidir. Çoğu durumda amaç gebelik boyunca güvenli izlem ve doğum sonrası kesin değerlendirmedir.

Kolposkopi Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?

Kolposkopi sonrası yalnızca görüntüleme yapıldıysa genellikle özel bir kısıtlama gerekmez. Biyopsi alındıysa birkaç gün hafif lekelenme, kahverengi akıntı veya hafif kramp olabilir. Bu normal kabul edilebilir. Biyopsi sonrası belirli süre cinsel ilişki, tampon veya vajinal ürün kullanımından kaçınılmalıdır. Bu süre yapılan uygulamaya ve alınan biyopsi sayısına ve şekline göre değişebilir.

Yoğun kanama, kötü kokulu akıntı, ateş, şiddetli kasık ağrısı veya giderek artan rahatsızlık olursa hekime başvurulmalıdır. Bu bulgular nadirdir ancak enfeksiyon veya kanama açısından değerlendirme gerekebilir. Kolposkopi sonrası en sık görülen durum, hastanın biyopsi sonucunu beklerken kaygı yaşamasıdır. Bu süreçte sonuçların çoğunun yönetilebilir lezyonlar olduğunu ve kanser öncüsü değişikliklerin genellikle yavaş ilerlediğini bilmek rahatlatıcı olabilir.

Kolposkopi sonrası sonuç geldiğinde, rapordaki terimler mutlaka hekimle birlikte yorumlanmalıdır. CIN1, CIN2, CIN3, kronik servisit, metaplazi, koilositik değişiklik, endoservikal küretaj, transformasyon zonu gibi ifadeler hastalar için kafa karıştırıcı olabilir. İnternet üzerinden rapor yorumlamak çoğu zaman kaygıyı artırır. Aynı biyopsi sonucu farklı yaş, HPV tipi ve tarama geçmişine sahip iki hastada farklı yönetilebilir.

Kolposkopi Tedavi midir?

Kolposkopi tedavi değildir. Tanısal ve yönlendirici bir işlemdir. Rahim ağzı büyütülerek incelenir, gerekirse biyopsi alınır ve sonuca göre izlem ya da tedavi planlanır. Ancak kolposkopi sırasında bazı küçük lezyonlara yönelik tedavi yapılması, klasik kolposkopinin temel amacı değildir. Tedavi kararı genellikle biyopsi sonucu ve risk değerlendirmesi sonrası verilir.

Bu ayrım hastalar için önemlidir. Bazı hastalar kolposkopi yaptırınca HPV’nin veya smear bozukluğunun ortadan kalkacağını düşünebilir. Oysa kolposkopi HPV’yi temizlemez. HPV’nin rahim ağzı hücrelerinde anlamlı değişiklik yapıp yapmadığını anlamaya yardım eder. Tedavi gerekiyorsa bu genellikle LEEP, konizasyon, ablasyon veya başka yöntemlerle ayrıca planlanır.

Kolposkopinin en önemli faydası, gereksiz tedaviyi önlemesi ve gerekli tedaviyi doğru hedeflemesidir. Her HPV pozitifliği tedavi edilmez. Kolposkopi, bu ayrımı yapabilmek için kullanılır. Bu nedenle doğru yapıldığında hem erken tanı hem de aşırı tedaviden kaçınma açısından değerlidir.

LEEP, Konizasyon ve Kolposkopi Arasındaki Fark

LEEP (Loop Electrosurgical Excision Procedure) veya LLETZ (Large Loop Excision of the Transformation Zone),rahim ağzındaki anormal alanın elektrik enerjisi kullanılan ince bir halka ile çıkarılmasıdır. Konizasyon ise rahim ağzından koni şeklinde doku çıkarılmasıdır; soğuk bıçakla veya farklı tekniklerle yapılabilir. Bu işlemler kolposkopiden farklıdır; çünkü kolposkopi değerlendirme, LEEP ve konizasyon ise tedavi/eksizyonel tanı işlemleridir.

LEEP veya konizasyon genellikle yüksek dereceli lezyonlarda, kolposkopi ve biyopsi sonucuna göre planlanır.

Rahim ağzından doku çıkaran işlemler gelecekteki gebelikler açısından bazı risklerle ilişkilendirilebilir. Özellikle derin veya tekrarlayan konizasyonlar rahim ağzı yetmezliği, erken doğum veya servikal stenoz riskini artırabilir. Bu nedenle yüksek dereceli lezyonu tedavi etmek ile gereksiz doku kaybından kaçınmak arasında dikkatli denge kurulmalıdır. Tedavi gerekiyorsa da işlem derinliği ve kapsamı hastaya özel planlanmalıdır.

Kolposkopide “Yara” Görülmesi Ne Anlama Gelir?

Hastalar arasında rahim ağzı için sık kullanılan “yara” ifadesi tıbbi olarak çok belirsizdir. Rahim ağzında ektropion, inflamasyon, enfeksiyon, polip, HPV ilişkili değişiklik, atrofi, travma veya kanser öncüsü lezyonlar farklı görünümler oluşturabilir. Bunların hepsini “yara” diye adlandırmak doğru değildir. Kolposkopinin önemli faydalarından biri, bu belirsiz görünümü daha ayrıntılı değerlendirmesidir.

“Rahim ağzımda yara varmış. Yaktırmalıyım” yaklaşımı doğru değildir.

Rahim ağzı ektropionu özellikle genç, doğum kontrol hapı kullanan veya gebelik dönemindeki kadınlarda sık görülebilen iyi huylu bir durumdur. Her ektropion tedavi gerektirmez. Buna karşılık ilişki sonrası kanama, tekrarlayan akıntı, anormal smear veya HPV pozitifliği varsa değerlendirme gerekebilir. Rahim ağzını “yaktırmak” gibi eski ve genel ifadeler yerine, altta yatan nedenin ne olduğu belirlenmelidir.

Kolposkopi sırasında görülen asetowhite alan, mozaik patern, punktasyon, atipik damarlar veya iyot tutmayan alanlar farklı anlamlar taşıyabilir. Ancak bunların yorumlanması deneyim gerektirir ve kesin tanı çoğu zaman biyopsi ile konur. Bu nedenle kolposkopi raporundaki görsel tanımlar hastaya tek başına korkutucu şekilde aktarılmamalıdır.

Kliniğimizde yaklaşım…

Benim klinik yaklaşımımda kolposkopi, HPV veya smear anormalliği olan hastayı korkutmak için değil, riski doğru sınıflandırmak için kullanılan bir yöntemdir. İlk görüşmede yalnızca son test sonucuna değil, hastanın yaşına, önceki smear ve/veya HPV sonuçlarına, HPV tipine, bağışıklık durumuna, gebelik isteğine ve daha önce rahim ağzı işlemi geçirip geçirmediğine bakarım. Çünkü aynı smear sonucu iki farklı hastada farklı anlam taşıyabilir.

Kolposkopi önerdiğim hastaya öncelikle bunun kanser tanısı olmadığını anlatırım. Çoğu hasta kolposkopi kelimesini duyduğunda “demek ki kötü bir şey var” diye düşünür. Oysa kolposkopi çoğu zaman kanser gelişmeden önceki değişiklikleri saptamak veya ciddi bir şey olmadığını göstermek için yapılır. Hastanın işlem sırasında ne hissedeceğini, biyopsi gerekirse neden alınacağını ve sonuçlara göre hangi yolların mümkün olduğunu baştan konuşmak kaygıyı belirgin azaltır.

Kolposkopi sırasında gereksiz biyopsi almamaya çalışmak kadar, şüpheli alanı atlamamak da önemlidir. Transformasyon zonunun görülüp görülmediği, lezyonun kanal içine uzanıp uzanmadığı, HPV tipinin riski ve smear sonucunun derecesi birlikte değerlendirilmelidir. Kolposkopi normal görünse bile bazı yüksek riskli durumlarda takip dikkatle planlanmalıdır.

Tedavi kararında doğurganlık planını mutlaka dikkate alınmalıdır...

CIN2 gibi bazı durumlarda genç ve gebelik isteyen hastalarda izlem seçeneği konuşulabilirken, CIN3 gibi daha yüksek riskli lezyonlarda tedavi daha güçlü şekilde gündeme gelir. LEEP veya konizasyon gerekiyorsa, amaç hem lezyonu güvenli şekilde tedavi etmek hem de gereksiz rahim ağzı doku kaybından kaçınmaktır.

Kolposkopi sonrası hastanın takipten kopmaması en az işlem kadar önemlidir. Biyopsi sonucu düşük dereceli geldiğinde hasta bazen “önemsizmiş” diyerek kontrolleri bırakabilir. Yüksek dereceli geldiğinde ise aşırı kaygıyla acele karar vermek isteyebilir. Her iki durumda da en doğru yaklaşım, sonucu risk düzeyi içinde değerlendirip kişiye özel takip veya tedavi planını açıkça anlatmaktır.

Kolposkopi Hakkında Yanlış Bilinenler

Kolposkopi hakkında en sık yanlış bilinenlerden biri, kolposkopi yapılmasının kanser olduğu anlamına geldiğidir. Bu doğru değildir. Kolposkopi çoğu zaman kanser öncüsü değişiklikleri değerlendirmek veya riskli bir durum olmadığını göstermek için yapılır. Anormal smear veya HPV pozitifliği olan birçok hastada kolposkopi sonucu normal veya düşük dereceli çıkabilir.

Bir diğer yanlış inanış, kolposkopinin HPV’yi temizlediğidir. Kolposkopi HPV tedavisi değildir. HPV’nin rahim ağzında hücresel değişiklik yapıp yapmadığını değerlendiren bir işlemdir. HPV’nin takibi smear, HPV testi ve gerekirse kolposkopiyle yapılır. Virüsü doğrudan yok eden bir kolposkopi işlemi yoktur.

“Biyopsi alınırsa hastalık yayılır” düşüncesi de yanlıştır. Rahim ağzı biyopsisi, şüpheli alanın tanısını koymak için alınan küçük bir doku örneğidir. Kanser öncüsü lezyonların yayılmasına neden olmaz. Aksine doğru tanı ve uygun tedavi için gereklidir.

“Smear normal ise kolposkopiye gerek olmaz” ifadesi her zaman doğru değildir. HPV tip 16 veya tip 18 pozitifliği, rahim ağzında şüpheli görünüm, ilişki sonrası kanama veya kalıcı HPV pozitifliği gibi durumlarda smear normal olsa bile kolposkopi gerekebilir. Smear, HPV ve klinik bulgular birlikte değerlendirilmelidir.

“Kolposkopi çok ağrılıdır” düşüncesi çoğu hasta için doğru değildir. İşlem genellikle kısa ve tolere edilebilir bir işlemdir. Biyopsi alınırsa kısa süreli batma veya kramp olabilir. Ancak ağrı eşiği ve kaygı düzeyi kişiden kişiye değişir bu nedenle işlem öncesi iyi bilgilendirme önemlidir. Ayrıca unutulmamalıdır istenirse genel anestezi uygulanabilir…

“Kolposkopi yaptırdıysam artık smear testi veya HPV testi ile takibe gerek yok” düşüncesi de yanlıştır. Kolposkopi o anki durumu değerlendirir. HPV enfeksiyonu ve rahim ağzı hücre değişiklikleri zaman içinde değişebilir. Bu nedenle kolposkopi sonrası önerilen takip aralıklarına uyulmalıdır.

Ne zaman kolposkopi için doktora başvurulmalı?

  • HPV 16 veya 18 pozitifliği,
  • Yüksek riskli HPV pozitifliği ile birlikte anormal smear (CVS) sonucu,
  • HSIL (Yüksek Dereceli Skuamöz İntraepitelyal Lezyon),(High-Grade Squamous Intraepithelial Lesion),ASC-H (Yüksek Dereceli Lezyon Dışlanamayan Atipik Skuamöz Hücreler),(Atypical Squamous Cells, cannot exclude High-grade squamous intraepithelial lesion),AGC (Atipik Glandüler Hücreler),(Atypical Glandular Cells) : AGC-NOS (Not Otherwise Specified) / AGC-Favor Neoplasia gibi smear bulguları,
  • Tekrarlayan HPV pozitifliği veya
  • Rahim ağzında şüpheli muayene görünümü

varsa kolposkopi değerlendirmesi gerekir.

* İlişki sonrası kanama veya açıklanamayan tekrarlayan ara kanama da rahim ağzı değerlendirmesini gerektirebilir.

* Daha önce CIN2, CIN3, AIS, LEEP veya konizasyon öyküsü olan hastalarda takip testleri anormal gelirse kolposkopi geciktirilmemelidir. Bu hastalarda önceki tedavi öyküsü riski değiştirir. Gebelikte anormal smear veya yüksek riskli HPV sonucuyla karşılaşıldığında da kolposkopi gerekip gerekmediği gebeliğe uygun şekilde değerlendirilmelidir.

Kolposkopi önerilmişse, randevuyu gereksiz yere ertelememek önemlidir. Çoğu durumda bu acil bir işlem değildir, ancak aylarca – yıllarca geciktirmek doğru değildir.

Rahim ağzı kanseri önlenebilir kanserlerden biridir!… Bunun için en önemli basamak anormal tarama sonuçlarının doğru şekilde takip edilmesidir.

Kolposkopi Özet

Kolposkopi, rahim ağzı sağlığını değerlendirmede önemli ama çoğu zaman yanlış anlaşılan bir işlemdir. HPV pozitifliği veya anormal smear sonucu alındığında hastanın ilk tepkisi genellikle korku olur ancak bu sonuçların büyük kısmı kanser anlamına gelmez. Kolposkopi, bu riskin gerçekten rahim ağzında bir lezyona karşılık gelip gelmediğini anlamak için yapılan ayrıntılı değerlendirmedir.

Doğru kolposkopi yaklaşımı, gereksiz tedaviden kaçınırken yüksek riskli lezyonları zamanında saptamayı hedefler. HPV tipi, smear sonucu, önceki tarama öyküsü, yaş, gebelik durumu ve bağışıklık sistemi gibi faktörler birlikte değerlendirilmelidir. Biyopsi alınması kanser olduğu anlamına gelmez. Tanıyı netleştirmek için yapılan küçük bir doku örneklemesidir. CIN1 gibi düşük dereceli lezyonlarda çoğu zaman takip yeterliyken, CIN2-CIN3 gibi yüksek dereceli lezyonlarda daha aktif tedavi gerekebilir.

Kolposkopi önerildiyse bunu panik nedeni olarak değil, rahim ağzı kanserini önleme sürecinin bilinçli bir basamağı olarak görmek gerekir. Anormal HPV veya smear sonuçları düzenli takip edildiğinde, rahim ağzı kanserine ilerlemeden önce çoğu riskli değişiklik saptanabilir ve yönetilebilir. Bu nedenle kolposkopi, doğru hastada, doğru zamanda ve doğru yorumlandığında koruyucu kadın sağlığının en değerli araçlarından biridir.

Kolposkopi Sık Sorulan Sorular

Kolposkopi nedir?

Kolposkopi, rahim ağzının özel büyütmeli bir cihazla ayrıntılı olarak incelenmesidir. Genellikle HPV testi pozitifliği, anormal smear sonucu veya rahim ağzında şüpheli görünüm olduğunda yapılır. Gerekirse işlem sırasında küçük biyopsiler alınabilir.

Kolposkopi kanser olduğum anlamına mı gelir?

Hayır. Kolposkopi yapılması kanser olduğunuz anlamına gelmez. Çoğu zaman amaç kanser gelişmeden önceki hücresel değişiklikleri değerlendirmek veya ciddi bir durum olmadığını göstermektir. HPV pozitifliği ve smear anormalliği çoğu hastada yönetilebilir durumlardır.

Kolposkopi ağrılı mıdır?

Kolposkopi genellikle kısa ve tolere edilebilir bir işlemdir. Sadece görüntüleme yapılırsa smear muayenesine benzer rahatsızlık hissi olabilir. Biyopsi alınırsa kısa süreli batma veya kramp hissedilebilir. Ayrıca istenirse genel anestezi uygulanabilir.

Kolposkopide biyopsi alınması kötü bir şey midir?

Hayır. Biyopsi alınması kanser olduğu anlamına gelmez. Kolposkopide görülen şüpheli alanın mikroskop altında net değerlendirilmesi için küçük bir doku örneği alınır. Tedavi veya takip kararı çoğu zaman biyopsi sonucuna göre verilir.

HPV pozitif olan herkes kolposkopi yaptırmalı mı?

Hayır. HPV pozitifliği tek başına her zaman kolposkopi gerektirmez. HPV tipine, smear sonucuna, yaşa ve önceki tarama öyküsüne göre karar verilir. HPV tip 16 veya tip 18 pozitifliği veya smear anormalliği varsa kolposkopi daha fazla gündeme gelir.

Smear normal ama HPV pozitifse kolposkopi gerekir mi?

Her zaman gerekmez. Ancak HPV 16 veya 18 pozitifse smear normal olsa bile kolposkopi önerilebilir. Diğer yüksek riskli HPV tiplerinde takip veya tekrar test yeterli olabilir. Karar hastanın risk profiline göre ve öyküsüne – muayene bulgularına göre verilmelidir.

Kolposkopi HPV’yi temizler mi?

Hayır. Kolposkopi HPV’yi temizleyen bir tedavi değildir. HPV’nin rahim ağzı hücrelerinde değişiklik yapıp yapmadığını değerlendiren bir işlemdir. HPV takibi, önerilen aralıklarla HPV testi, smear ve gerekirse kolposkopi ile yapılır.

Kolposkopi sonrası kanama olur mu?

Sadece görüntüleme yapılırsa genellikle kanama olmaz. Biyopsi alınırsa birkaç gün hafif lekelenme veya kahverengi akıntı olabilir. Yoğun kanama, kötü kokulu akıntı, ateş veya şiddetli ağrı olursa hekime başvurulmalıdır.

Kolposkopi gebelikte yapılabilir mi?

Evet, gerektiğinde gebelikte kolposkopi yapılabilir. Bebeğe zarar vermez. Ancak gebelikte biyopsi kararı daha seçici verilir. Amaç kanser şüphesini dışlamak ve güvenli takip planlamaktır.

CIN1 ne demektir?

CIN1, rahim ağzı hücrelerinde düşük dereceli değişiklik anlamına gelir. Çoğu zaman HPV enfeksiyonunun geçici etkisini yansıtır ve kendiliğinden gerileyebilir. Bu nedenle birçok CIN1 olgusunda hemen tedavi yerine takip tercih edilir.

CIN2 ve CIN3 ne demektir?

CIN2 ve CIN3, daha yüksek dereceli rahim ağzı kanser öncüsü değişikliklerdir. CIN3 genellikle tedavi gerektirir. CIN2’de hastanın durumu, yaşı, gebelik isteği, lezyonun durumu ve takip güvenilirliği dikkate alınarak izlem veya tedavi seçilebilir.

LEEP ve kolposkopi aynı şey midir?

Hayır. Kolposkopi değerlendirme işlemidir. LEEP ise rahim ağzındaki anormal dokunun çıkarıldığı tedavi / eksizyonel tanı işlemidir. LEEP genellikle kolposkopi ve biyopsi sonucuna göre planlanır.

Kolposkopi sonucum normal çıkarsa takip gerekir mi?

Evet, gerekebilir. Kolposkopi normal olsa bile HPV pozitifliği veya smear anormalliği nedeniyle belirli aralıklarla tekrar HPV testi, smear veya kotest gerekebilir. Takip aralığı risk düzeyine göre belirlenir.

Kaynaklar;

  1. Perkins RB, Guido RS, Castle PE, Chelmow D, Einstein MH, Garcia F, Huh WK, Kim JJ, Moscicki AB, Nayar R, Saraiya M, Sawaya GF, Wentzensen N, Schiffman M; 2019 ASCCP Risk-Based Management Consensus Guidelines Committee. 2019 ASCCP Risk-Based Management Consensus Guidelines for abnormal cervical cancer screening tests and cancer precursors. Journal of Lower Genital Tract Disease. 2020;24(2):102–131. doi:10.1097/LGT.0000000000000525.
  2. Perkins RB, Guido RS, Castle PE, Chelmow D, Einstein MH, Garcia F, et al. 2019 ASCCP Risk-Based Management Consensus Guidelines: updates through 2023. Journal of Lower Genital Tract Disease. 2024;28(1):3–6. doi:10.1097/LGT.0000000000000788.
  3. World Health Organization. WHO Guideline for Screening and Treatment of Cervical Pre-Cancer Lesions for Cervical Cancer Prevention. 2nd ed. Geneva: World Health Organization; 2021. ISBN: 978-92-4-003082-4.
  4. Prendiville W, Sankaranarayanan R. Colposcopy and Treatment of Cervical Precancer. Lyon: International Agency for Research on Cancer; 2017. IARC Technical Report No. 45. ISBN: 978-92-832-2458-7.
  5. Wentzensen N, Massad LS, Mayeaux EJ Jr, Khan MJ, Waxman AG, Einstein MH, et al. Evidence-based consensus recommendations for colposcopy practice for cervical cancer prevention in the United States. Journal of Lower Genital Tract Disease. 2017;21(4):216–222. doi:10.1097/LGT.0000000000000322.
  6. Kyrgiou M, Athanasiou A, Paraskevaidi M, Mitra A, Kalliala I, Martin-Hirsch P, et al. Adverse obstetric outcomes after local treatment for cervical preinvasive and early invasive disease according to cone depth: systematic review and meta-analysis. BMJ. 2016;354:i3633. doi:10.1136/bmj.i3633.
  7. Tainio K, Athanasiou A, Tikkinen KAO, Aaltonen R, Cardenas Hernandes J, Glazer-Livson S, et al. Clinical course of untreated cervical intraepithelial neoplasia grade 2 under active surveillance: systematic review and meta-analysis. BMJ. 2018;360:k499. doi:10.1136/bmj.k499.
  8. Arbyn M, Redman CWE, Verdoodt F, Kyrgiou M, Tzafetas M, Ghaem-Maghami S, Petry KU, et al. Incomplete excision of cervical precancer as a predictor of treatment failure: a systematic review and meta-analysis. The Lancet Oncology. 2017;18(12):1665–1679. doi:10.1016/S1470-2045(17)30700-3.
  9. Athanasiou A, Veroniki AA, Efthimiou O, Kalliala I, Naci H, Bowden S, et al. Comparative effectiveness and risk of preterm birth of local treatments for cervical intraepithelial neoplasia and stage IA1 cervical cancer: a systematic review and network meta-analysis. The Lancet Oncology. 2022;23(8):1097–1108. doi:10.1016/S1470-2045(22)00334-5.
  10. American College of Obstetricians and Gynecologists. Updated guidelines for management of cervical cancer screening abnormalities. ACOG Practice Advisory. Washington, DC: American College of Obstetricians and Gynecologists; 2020.
Güncelleme Tarihi: 27.05.2026
Doç. Dr. Doğukan Özkan
Editör
Doç. Dr. Doğukan Özkan
Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı
*Bu içerik, 12.11.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik’e uygun olarak hazırlanmıştır. İçerikte yer alan bilgiler genel sağlık bilgilendirmesi niteliğinde olup yönlendirme veya tedavi önerisi değildir. Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Tanı ve tedavi amacıyla mutlaka hekime başvurulmalı ve kişisel tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Doç. Dr. Doğukan ÖzkanDoç. Dr. Doğukan ÖzkanKadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı
+90545 101 5188
+90545 101 5188